for all... - Türkçe İngilizce Sözlük

for all...

"for all..." teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Konuşma Dili
for all... expr. -e karşın
for all... expr. '-e rağmen
for all... expr. … olduğu halde
for all... expr. hiç de
for all... expr. çok da
for all... expr. sanki (umurumda)

"for all..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
free for all i. birçok kişinin karıştığı kavga
a free-for-all i. birçok kişinin karıştığı kavga
a free-for-all i. mahalle kavgası
a free-for-all i. bar kavgası
free-for-all i. bar kavgası
free-for all i. meydan kavgası
free-for-all i. herkese açık yarışma
free-for-all i. tartışma
free-for-all i. mahalle kavgası
a man for all seasons i. her devrin adamı
that's all for now (tafn) i. şimdilik bu kadar (kısaltma)
free for all f. herkese açık yarışma
settle once and for all f. kesip atmak
for all hell break loose f. kıyamet kopmak
be all for f. -e taraftar olmak
be all for f. -i candan desteklemek
for all the world like s. tıpatıp aynı
once and for all s. ilk ve son olarak
free-for-all s. kaos yaratan
free-for-all s. herkesin katılımına açık olan
free-for-all s. mahalle kavgasına benzeyen
free-for-all s. hiçbir kurala veya kısıtlamaya uymayan
for all that zf. her şeye rağmen
once for all zf. en nihayet
once for all zf. en nihayetinde
once and for all zf. kati olarak
once for all zf. ilk ve son defa olarak
for all his talent zf. tüm yeteneğine karşın
once and for all zf. kesin olarak
for all the world zf. bütün dünyayı verecek olsalar
for all that zf. her şeye karşın
for all intents and purposes zf. esas olarak
for all the world zf. ne pahasına olursa olsun
for all intents and purposes zf. aslında
for all zf. karşın
once and for all zf. ilk ve son kez
for all intents and purposes zf. haddi zatında
for all zf. göre
for all that zf. söylenen herşeye karşın
for good and all zf. temelli olarak velhasıl
once and for all zf. son olarak
for all zf. her şeye karşın
for all the world zf. dünyada
once for all zf. ilk ve son kez
once for all zf. son olarak
once for all zf. ilk ve son olarak
for all that zf. bütün bunlara rağmen
for all that zf. -e rağmen
for all of life's occasions zf. yaşamın tüm anları için
İfadeler
for all the world zf. her ne pahasına olursa olsun
for the good of all mankind expr. tüm insanlığın iyiliği için
for all the good it did expr. pek de işe yaramadı
for readers of all ages expr. her yaştan okuyucu için
that's all we have time for expr. bize ayrılan sürenin sonuna geldik
all for a good cause expr. her şey iyi bir amaç uğruna
long live hell for all tyrants! expr. zalimler için yaşasın cehennem!
for all the good it did expr. umulanın (ya da umduğunun) aksine pek de bir işe yaramadı
all the better for seeing you expr. sizi gördüğüme sevindim
design for all expr. herkes için tasarım
open book for all to read expr. herkesin gözü önünde
open book for all to read expr. herkese aşikar
for all the world like somebody/something expr. sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi
for all the world as if/though... expr. sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi
for all the world as if (someone or something) expr. sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi
for all the world as if/though... expr. sanki tamamen (bir şeymiş) gibi
for all the world like somebody/something expr. sanki tamamen (bir şeymiş) gibi
for all the world as if (someone or something) expr. sanki tamamen (bir şeymiş) gibi
for all (one's) (something) expr. belli (olumsuz) özelliklerine ya da sorunlarına rağmen …
for all (one's) (something) expr. (bir şeyin) tüm …larına rağmen
for all I know expr. en son bildiğim
once and for all expr. sonunda
all for one, and one for all expr. anca beraber kanca beraber
for all intensive purposes expr. hangi açıdan bakılırsa bakılırsın
for all intensive purposes expr. nereden bakılırsa bakılsın
for all intensive purposes expr. aslında
for all intensive purposes expr. haddi zatında
for all intensive purposes expr. esasında
for all intents and purposes expr. hangi açıdan bakılırsa bakılsın
for all intents and purposes expr. aslında
for all intents and purposes expr. nereden bakılırsa bakılsın
all for one, and one for all expr. hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için
for all intents and purposes expr. haddi zatında
for all intents and purposes expr. esas olarak
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey başlamaya hazır
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey hazır
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey yolunda
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey planlandığı gibi
for all intents and purposes expr. esas olarak
all for one, and one for all expr. hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için
for all intents and purposes expr. aslında
for all intents and purposes expr. hangi açıdan bakılırsa bakılsın
for all intents and purposes expr. nereden bakılırsa bakılsın
for all intents and purposes expr. haddi zatında
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey yolunda
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey hazır
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey başlamaya hazır
all systems go (for something) expr. (bir şey için) her şey planlandığı gibi
Atasözü
third time pays for all üçte keramet vardır
third time pays for all allahın hakkı üçtür
Konuşma Dili
free-for-all i. kısıtlamasız rekabet edilen iş sahası
get all dressed up for someone f. birisi için süslenmek
be all set for f. bir şeye hazır olmak
be all for something/for doing something f. (bir şeyi) yapmak için tüm gücüyle çabalamak
be all for something/for doing something f. (bir şeyi) yapacağına canı gönülden inanmak
be (all) for (someone or something) f. (birini ya da bir şeyi) desteklemek
be (all) for (someone or something) f. (birine veya bir şeye tam) destek vermek
be (all) out for something f. bir amaç uğruna çalışmak
be (all) out for something f. bir şeyi yapmayı istemek ya da tasarlamak
be (all) out for something f. bir şeyi yapmayı çok istemek
be (all) for the best f. sonuçta daha iyi olmak
be (all) for the best f. böylesi daha hayırlı olmak
be (all) for the best f. her işte bir hayır vardır
be (all) for the best f. böylesi daha iyi olmak
go all out for something f. bir şey için canını dişine takmak
go all out for something f. bir şey için tüm yolları denemek
go all out for something f. bir şey için her yolu denemek
go all out for something f. bir şey için elinden gelen her şeyi yapmak
go all out for something f. bir şey için elinden geleni yapmak
all for nothing expr. boşuboşuna
all for nothing expr. boşu boşuna
for all someone knows expr. ne bileyim ben
for all that expr. öyle olmasına karşın
for all that expr. buna karşın
for all that expr. buna rağmen
for all practical purposes expr. hangi açıdan bakılırsa bakılsın
for all practical purposes expr. nereden bakılırsa bakılsın
for all intents and purposes expr. hangi açıdan bakılırsa bakılsın
for all intents and purposes expr. nereden bakılırsa bakılsın
once for all expr. son olarak
all for nothing expr. boşuna mı
once and for all expr. son kez
once and for all expr. ilk ve son
once and for all expr. bir kalemde
once and for all expr. tek kalemde
freedom for all expr. herkes için özgürlük
all the more reason for doing something expr. bir şeyi yapmak için (daha) iyi bir sebep
all the more reason for (doing something) expr. bundan daha iyi bir neden mi olur
all the more reason for (doing something) expr. daha iyi ya
for all of my career expr. kariyerim boyunca
for all someone's problems expr. tüm sorunlarına rağmen
for no particular reason at all expr. ortada hiçbir neden yokken
for no reason at all expr. hiç yoktan
it's all over for (someone) expr. (birisi) için her şeyin sonu
it's all right for some expr. tuzu kuru
that's all for someone expr. yolun sonuna geldin
it’s all right for some expr. ne yapılsa boşuna
it's all over for (someone) expr. ayvayı yedin
it's all over for (someone) expr. işin bitik
it's all over for (someone) expr. gününü görürsün
it's all over for (someone) expr. her şey bitti